Manifesto

Kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere, mülteciler, LGBTİ+ bireyler gibi toplumda ayrımcılığa uğrayan bireylerin yaşam koşullarının gelişimine katkı sağlayacak çalışmalar ve projeler yürütmek amacı ile Turuncu Dernek’i kurduk.

Dünya Ekonomik Forumu Cinsiyet Eşitliği 2018 listesindeki 149 ülke arasında maalesef 130’uncu sırada yer alan bir ülkede yaşıyoruz. Kadınlar, ülkemizde fiziksel, ekonomik, psikolojik, cinsel ve sözlü şiddete maruz kalmaya devam ediyor. Biz, cinsiyete dayalı şiddetin insan hakları ihlali olduğunu savunuyor; bu sorunun toplumun tamamını ilgilendirdiğini dile getiriyoruz. Bununla birlikte, her türlü şiddet ve ayrımcılığa karşı toplum olarak harekete geçmek gerektiğine inanıyoruz. Toplumsal cinsiyet temelli eşitliğin sağlanması ve cinsiyete dayalı şiddet ve ayrımcılığın her türünün önlenmesi için çaba sarf ediyoruz. Bireyin temel insan haklarının ihlali olan toplumsal cinsiyet temelli şiddetin, kadın ve erkekler arasındaki dengesiz güç ilişkilerinin bir sonucu olduğunu dile getiriyor; özel ve kamusal alanda cinsiyete dayalı fiziksel, cinsel, duygusal, ekonomik, psikolojik ve kültürel her türlü eşitsizlik karşısında yer alıyoruz. Bu sebeple, şiddeti ve eşitsizliği teşvik eden ve pekiştiren etkenlerin ortadan kaldırılması konusunda farkındalık ve bilinç yaratmak amacı ile hareket ediyoruz. Kadınların kişisel hak ve özgürlüklerine ulaşımlarını kolaylaştıracak politikaları destekliyoruz. Kadınların ve kız çocuklarının insan onuruna yakışan bir hayat sürmeleri için eğitim, siyaset, çalışma yaşamı ve sağlık alanı başta olmak üzere toplumsal yaşamın her alanında kadın erkek eşitliği ve etkin katılım modeli temelli dönüşüm çağrısında bulunuyoruz. Kadının güçlenmesine hizmet eden iş birliklerini destekliyoruz. Küresel çapta ekonomik, toplumsal ve çevresel sorunlara yönelik çözümlere işaret eden Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ni destekliyor, kadınlar ve kız çocuklarına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılması amacıyla geliştirilen 5. Hedef – Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ni sağlamada kamu-özel ortaklığı modelini benimsiyoruz.

Ayrımcılığa uğrayan grupların topluma entegrasyonu için mücadele ediyoruz. Ekonomik, sosyal, psikolojik ve fiziki koşullar, cinsel yönelimler veya çeşitli etnik ya da dini kökenlere sahip ve bu sebeple toplumsal ve ekonomik yaşama katılım imkânları sınırlı olan bireylerin eşit hak ve özgürlüklerini savunuyoruz. Belirtilen bu nedenler ile ayrımcılığa uğrayan bireylerin dışlanma, ayrımcılık ve şiddete maruz kalma riski karşısında toplumsal ve kamusal politikalar geliştirilmesini destekliyoruz. Çocuk hakkı ihlallerinin önüne geçilmesi için çağrıda bulunuyoruz. Dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip oldukları sağlıklı yaşam ve eşit eğitim hakkını, varlık ve gelişimlerini sürdürmeleri için gereken şartların sağlanmasına hizmet edecek karar ve işlemleri savunuyor; çocuk evliliklerine, çocuk işçiliğe ve iş kazalarına, çocuklara yönelik cinsel taciz ve istismara karşı harakete geçiyoruz.